ozlemek

ansızın gelen bir duygudur. öyle durmuş bi şeylerle oyalanırken alakasız bir şeyden özlediğiniz kişiyi hatırlatan bir detay zihninizde canlanıverir. anılar birer film şeridi misali gözünüzün önünden akıp geçer. sevinçler, öfkeler, kavgalar, gülüşler... zamanında çok öfkelendiginiz, hatta bir an önce kurtulmak istediginiz babanızsa bu kişi... ve de artık çook geçse... evet kaybettiginiz babanızı özlemek insanı parçalar. ama hiçbir zaman geçip giden zamanları bir yerlerde yakalayıp, onlara yeniden dokunamazsınız.

aglatan sarkilar

mirkelam hatiralar

nasil gecti habersiz

devamı da şöyledir:

ben hala o günleri anarsam yaşıyorum
sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi
hala güzelliğini kalbimde taşıyorum
dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi

hani o saclarina taç yaptigim çiçekler
hani o guzel gozlu ceylanlarin pınarı
hani kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler
nasıl yakalamıştık saçlarından baharı.

hala güzelliğini kalbimde taşıyorum dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi sözleri alıp götüren şarkıdır.

sessiz osuruk

tıs osuruk da denir buna.

sigara oldurmeyecek

anladım ben onu*

sigara icmek oldurur

alternatif cem uzan vaatlerinden de olabilir:

sigara öldürmeyecek.

sigara icmek oldurur

şöyle bir fıkra vardır:

karadenizli dursun markete gitmiş ''bana bir sigara ver'' demiş sigaranın üzerinde sigara öldürür yazısını okuyunca ''bunu al öldürmeyeninden ver'' demiş.

seksenli yillar

rahmetli adile naşitin uykudan önce masal anlattığı, biz çocuklara kuzucuklarım diye hitap ettiği yıllar.

seksenli yillar

anılar 9 kasetinin zirve olduğu yıllar.

seksenli yillar

günlerin comanchero ile başladığı yıllar.

sultani yegah

nur yoldaş ın, 1981 tarihli albümünün adı. bir ergüder yoldaş bestesidir. seksenli yıllarda söylediğimiz şarkılardan biridir.

sözleri:

şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın
gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasakbelki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

seksenli yillar

ajda pekkan dan petrol şarkısını dinleyerek büyüdüğümüz (ve daha bunun gibi milyonlarca anılarla dolu), bilmem çocuktuk da ondan mı, yoksa sahiden mi bir başkaydı, büyülü, masalsı ve iyi ki de o yıllarda ben de yaşadım dediğim yıllar.**

mevsim bahar

<bkz: sana güvenmiyorum>

nicolas cage

<bkz: nicholas cage>

cok uzaklarda

herkesin "çok uzaklarda" dediği birisi, birileri illaki vardır. hayatta iç burkan detaylardan birisi daha işte, bu şarkı.

kilo verdirme gucune sahip laflar

minik filim benim.

lahmacun yiyen kadin olmak

kokoreç yiyen erkek olmak kadar normal bulunan bir eylemdir.**

ikizler burcu

cok az kisinin gercekten tanıyabildigi, ikiyüzlü gibi garip yaftalar yapistirilan insanlar.

oglak burcu

kafasına koyduğunu yapma yeteneğine sahip, ancak bunu yapmayı gerçekten istemesi gereken insanlardır. hic olmayacak seylerin pesinde kosabilirler. hayallerinin pesinden kosarken hicbirsey onları yollarından döndüremez. bütün dünyanın kendilerine karsı oldugunu bilseler kendi dogrularından asla taviz vermezler.

yaran fikralar

bir gün temel ormana ağaç kesmeye gitmiş. baltasını alıp ağaçları kesmeye başladığı sırada ormanda gezinti yapmakta olan greenpeace üyeleri temel'i yakalayıp, "doğanın dengesini bozdun" diye evire çevire dövmüşler.
temel perişan halde evine dönerken yolda arkadaşlarına rastlamış.
- uyy, ula temel, uşağum, ne oldi sağa?
- ula sorma, birileri geldi doğanın yengesinu bozmişsun dedi ve verdiler sopayi. halbuki ben ne doğan'i tanirum ne de yengesinu.